WILBUR SMITH

Rodezya'da büyük bir çiftlikte doğan, Güney Afrika'da büyüyen, gazetecilik yapan Wilbur Smith tarihi 'best seller'ların en tanınmış isimlerinden biri.


Z. HEYZEN ATEŞ (Arşivi)

Wilbur Smith, okyucuları tarafından savaşçı ve eski değerlerin koruyucusu olarak sevilmiştir. Öyle ki, dünyada yüzlerce ırk varken kendisi özellikle bir tanesine bağlı kalmış ve diğerlerine bir türlü alışmak istememiştir. Bu savaşçı yapısını Afrika'daki zorlukları anlatan kitapları aracılığıyla dünyaya yansıtmasının kendisine belirgin bir misyonerlik görevi yüklediği bile söylenebilir. Tabii bu savaşı açlık ve sefaletle mücadele eden ve bizzat kendisinin doğum yeri olan Güney Afrika'da değil, bolluk ve refah içindeki Londra'da yapması yazarın bir o kadar da kırılgan, hassas bir sanatçı yönünün olduğunu göstermektedir bizlere...
Şimdi Zambia olan Kuzey Rodezya'da 1933 yılında doğan Wilbur Smith İngiliz bir ailenin, İngiliz bölgesinde dünyaya gelen çocuğudur. Hayatı boyunca birçok ölüm tehlikesi atlatan Smith'in yaşadığı ilk ölüm kalım mücadelesi çocukken yakalandığı sıtmayla olur. Doktorların, yaşarsa bile beyninin hasara uğrayacağını söyledikleri çocuk bir büyücü-doktor tarafından kurtarılır. Çocukluğunun geri kalanını babasının yirmi bin hektarlık çiftliğinde bir o yana bir bu yana koşarak geçiren Smith'in en yakın arkadaşları çiftlikteki çalışanların (siyahlar) çocuklarıdır. Yazar, birçok röportajında çocukken siyahlarla arkadaş olmasının Afrika'da yaşayan birçok beyazın aksine ırkçı düşünceler beslememesinin temelinde yattığına inandığını dile getirmiştir.
Afrika'daki en büyük çiftliklerden birinde geçen çocukluk döneminin yazarın romanlarına yansıyan birçok etkisi olur: Ailelerin hayatlarını takip etme eğilimi, av, beyaz-siyah ilişkilerindeki sahip-köle ilişkisinin ötesine uzanan ve Amerika'daki örneklerden bu anlamda farklı olan aşk hikâyeleri ve savaş. Ailelerin hayatlarını takip etmekten başlayacak olursak: Smith'in belli başlı romanları çeşitli ailelerin kuşaklar boyu süren hikâyelerini anlatır. Babalar, oğullar, piçler... Baba figürlerinin her zaman Smith'in tam bir Viktorya dönemi İngilizi olan babasını hatırlatan katı, duygularını göstermeyen bir tarafları vardır. Genelde iyi avcıdırlar, çok iyi insanlar değillerdir ve piçleri yüzünden başlarına iş alırlar. Oğullarını ancak elde ettikleri başarılar nezdinde ödüllendirirler/severler. Smith de birçok kez babasının kendisiyle vakit geçirmesine ancak 'işe yarar olduğunu ispatladığı' sürece izin verdiğini belirtmiştir. Bu soğuk ilgi işe yaramış olacak ki yazar birçok yazısında çocukken 'babasına taptığını' söylemeyi de ihmal etmez.
Ballantyne serilerindeki ilgi çekici sahnelerden biri de yine yazarın bire bir, bir çocukluk anısında dairdir. Smith sekiz yaşındayken babasının kendisine ilk tüfeğini verişini anlatır. Yine aynı dönemde avcılığın kurallarını ve onur kodlarını öğretir. Yazarın ateşli silahlara olan aşkı da böylece başlamış olur. Büyükbabası da Smith için önemli bir figürdür. Cortney James Smith (Zulu Savaşlarında Maxim'leri yöneterek beyazların kahramanı haline gelmiş) adlı bu adam, yazarın ilk romanı Bencil'in esin kaynağı olacaktır.
Yazarın ilk gençliği boş boş dolandığı gerekçesiyle babası tarafından sürüldüğü Natal'deki (Güney Afrika) bir yatılı okulda geçer. İlk dayağını yatakhanedeki ışığı birkaç dakika geç kapattığı için yediği okuldan nefret eder. "Sekiz yıl o hapishaneye mahkûm oldum" diye anlatacaktır o günleri. Okulun tek iyi tarafı kitap okuyabilmek olur; çiftlikteyken babası kitap okumasına izin vermemektedir. Smith, üniversite çağına geldiğinde de Güney Afrika'da kalır ve gazeteci olmaya karar vererek Rhodes Üniversitesi'ne gider. Kısa sürede kısa öykülerini dergilere satabilmeye başlar ve büyükbabasından esinlendiği Sean Courtney karakterinin kahramanı olduğu ilk romanını bitirip Londra'daki menajerine yollar. Kitap büyük beğeni toplar. Yazar, yayıncısından ikinci kitabı için büyük bir avans ve önemli bir öğüt alır: "Kitabı bitirmeden asla ondan kimseye bahsetme. Ne bana, ne başka birine." Bu dönemde aşırı hareketli bir aşk hayatı vardır, iki 'korkunç' evlilik yaşar, her ikisinde de eşleri kendilerini önüne gelenle aldattığı gerekçesiyle Smith'i boşarlar -ki yazarın kahramanlarında büyük aşklar yaşamalarının yanı sıra sadakatsizlik de en sık rastlanılan karakter özelliklerinden biri olacaktır.

Smith'in hayat verdiği ilk aile
Courtney ailesi, Smith'in hayat verdiği ilk ailedir. Birbirlerinden tamamen farklı karakter özelliklerine sahip ikiz kardeşler olan Sean ve Garrick Courtney'in bir kadın yüzünden ayrı düşmeleri ve Zulu savaşları, ilk kitap Bencil'in eksenini oluşturur. İkinci kitap Fırtına'daysa ilk kitaptan yıllar sonra Sean ve oğlu Dirk'ün Boer savaşlarında yaşadıkları anlatılır. Üçüncü kitap Bir Serçe Düştü ise Sean Courtney'in Birinci Dünya Savaşı nedeniyle Afrika'ya gelen genç asker Mark Anders'ı işe almasıyla açılır. Aile içi düşmanlıkları asla eksik etmeyen Smith bu macerada oğula babayı öldürtür, kitap, Dirk'ün Sean'ı öldürmesiyle sona erer. Bu seri Güney Afrika'nın kurulmasından önceki dönemi anlattığı için de ilginçtir. Smith daha sonraları Sean'ın piçlerini ve torunlarını anlattığı sekiz kitap daha yazar.
İlk olarak Şahin'de karşımıza çıkan Ballantyne, Courney'in aksine bir avcı değil, kaşif ve misyonerdir. Çocukları da savaşçıdan çok tüccar olurlar. Yine de daha az kan olduğu fikrine kapılmayın, Ballantynelar'ın maceraları da köle ticareti beyaz-siyah ilişkileri ve özgürlük savaşlarına dayandığından ilk seriyi aratmaz ama bu sefer ana mesken sonradan Zimbabve olacak olan Güney Rodezya'dır. Ballantyne ve Courtney ailelerinin kaderleri Güneşin Zaferi'nde, Mısır'da kesişir.
Smith'in üçüncü serisi Mısırlı diğerlerinden farklı olarak adından da anlaşılacağı üzere Mısır'da geçer ve büyücü/şifacı Taita'nın gözünden firavun, savaşçı Tanus ve Lostris'in hikâyelerini ele alır. Başlangıçta seri olarak planlanmamış olsa da ilk kitapta tanıtılan karakterler okuyucular tarafından beğenilince Smith devamını getirir. İkinci kitap Tanus'un mezarının 20. yüzyıldaki keşfini, üçüncü kitapsa Taita'nın yaşlılığını anlatırlar.
Yazarın Altın Kitaplar tarafından yayımlanan yeni kitabı 11. Yazıt da bu son seriye dahildir. Mısır'ın vebadan kırılması ve kuraklığın bastırmasıyla başlayan felaketlere çare bulması için firavun Taita'yı Nil'in kaynağına yollar. Ancak okuyucuları şimdiden uyarmakta fayda görüyorum, bu roman klasik Smith okuyucusundan ziyade fantastik edebiyat severlere hitap ediyor. Taita'nın Afrika'nın derinliklerine doğru süren arayışı; papirüs bataklıkları, çeçe sinekleri, çorak kızıl kayalar ve elbette düşmanla yüzleşme.. (Umarım fantastik dediğimde kitabın kansız olduğunu kastettiğimi düşünmemişsinizdir.) Ne var ki buradaki düşman bir cadı: Eos. (Smith, romanın kötü kahramanı olan kadına Venüs'ün öncülü olan titanın adını vermiş.) Ve çarpışma da alışkın olduklarınız gibi geçmiyor. Gerçi bütün kötülüklerin anası güzeller güzeli cadı Eos'la büyücü Taita'nın savaşının mızrakla ya da bıçakla olacağını düşünmüyordunuz her halde?.. Ama telaşlanmayın, aralarda herkese yetecek kadar mızraklı, bıçaklı sahne var.
Wilbur Smith'in Mısır'da geçen kitaplarını okumuş olanlar ne bekleyeceklerini kestiriyorlardır, diğer okuyucularsa kitabın alışılageldik Wilbur Smith'ler gibi olmasa da sürükleyici bir roman olduğuna emin olabilirler. Yalnız, Mısır tarihiyle ilgili gerçek ya da gerçeklerden esinlenmiş bir roman okuyacağınızı zannetmeyin, bu roman baştan sona kurguya dayanıyor.

Courtney Serisi: Bencil, Fırtına, Bir Serçe Düştü, Alev Kıyıları, Hükmedenler, Gazap, Ölmek Zamanı, Tuzak, Yırtıcı Kuş, Muson Yağmurları, Mavi Ufuklar.
Ballantyne Serisi: A Falcon Flies, Sürek Avı, Meleklerin Gazabı, Leopar Karanlıkta Avlanır.
Mısır Dizisi: Nehir Tanrısı, Yedinci Papirüs, Büyücüler Kralı.
Diğer Kitapları: Maceracılar, Lanetliler Körfezi, Altın Madeni, Elmas Avcıları, Güneş Kuşu, Gökleri Süsleyen Kartal, Şeytan Çığlığı, Deniz Kadar Aç, Vahşi Adalet, Fillerin Şarkısı.

(İtalik punto ile yazılmış olanları elimden bırakamayıp bir gecede bitirdiğim ve ertesi gün sağda solda hayaller görmeye başladığım eserlerdir. dikkatli olunuz.)

Ama favorim ana sayfada da ismi ve kapak resmini görebileceğiniz Muson Yağmurları'dır.

SON KİTABI;

11. YAZIT
Yayıncı :ALTIN KİTAPLAR
Yazar :WILBUR SMITH
Çeviren :PINAR ÖCAL
Kategori :ROMAN DİZİSİ
Sayfası :640
Ebat(mm):140 X 200
Baskı :2007-İSTANBUL



Wilbur Smith´in en çok satan, Nehir Tanrısı ve Yedinci Papirüs ile okurlarının gönlünü fetheden Mısır dizisinin merakla beklenen son kitabı çıkıyor...

Korkunç bir veba salgını Mısır halkını kırıp geçirmiş, krallık perişan olmuştur. Ülkenin üzerine bir kara bulut gibi çöken lanet, Nil´in kurumasıyla son darbesini de indirmiştir. Mısır´da tüm nehirler çekilmiş, topraklar kuruyup kuraklaşmıştır. Afrika´nın el değmemiş topraklarında ise felaket dolu olaylar meydana gelmektedir. Umutsuzluk içinde kıvranan Firavun Nefer Seti, yaşadıkları tüm bu felaketlere ancak Taita´nın çözüm bulacağına inanır. Bu yüzden onu Nil´in kaynağına gönderir. Fakat, bu gizemli topraklarda Büyücüler Kralı´nı nasıl bir düşmanın beklediğini hiç kimse bilmemektedir. Bütün umutları sırtında taşıyan Taita, bu ağır yükün altından kalkmak için kendisini bekleyen kötülükler karşısında neler yapacaktır?...
11. Yazıt, olağanüstü bir macera romanı. Wilbur Smith bir kez daha yazarlığının zirvesinde olduğunu kanıtlıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

John Stuart Mill

"okçunun önünde saygıyla eğil"

Bira Nasıl Yapılır.